|
|
April 06
Yukarıdaki Logoya Tıklayın Hemen Üye Olun..Fırsatlardan Yararlanın..
İnternette sörf yaparken eylenirken Para Kazanmaya ne dersiniz ?... ReklamMatik'i Mutlaka inceleyin Pişman Olmıcaksınız :) Üye olun Kazanın.. Üye Ekleyin Kazanın..Reklam İzleyin Kazanın..Atl üyeleriniz Reklam izledikce sizde kazanın ...Onlar Üye ekledikce Sizde kazanın... Her şekilde Siz Karlısınız :) May 01 Yalnızca Yeni Zelanda'da yaşayan ve Yeni Zelanda'nın simgelerinden olan kiviler uçamayan kuşlardır ve çoğu kivi türünün de soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır..Sizi bilmem ama ilk izlediğimde çok duygulandım halada duygulanırım :(
March 26
Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!
Mümin Sekman dan . Bu Kitabı Şiddetle Tavsiye Ediyorum.
Her Şey Seninle Başlar, bir sosyal başarı kitabıdır. Kitabın içinde yerel ve evrensel örneklerle, başarısızlığın nasıl öğrenildiği ve başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceği anlatılıyor. Kitabın temelindeki soru şu: Neden başarısızız, nasıl daha başarılı olabiliriz?
Her Şey Seninle Başlar, Türkiyede kendini geliştirme bilincini yaygınlaştırmayı ve kişisel gelişimin saygınlığını artırmayı amaçlıyordu. Bunda başarılı da oldu.
PSİKOLOJİK RED BULL GİBİ KİTAP!
Her Şey Seninle Başlar, “yılgın Türkleri çılgın Türklere çeviren kitap” diye tanımlanıyor. Siyasi anlamda değil, psikolojik anlamda!
Başarı motivasyonunu kaybetmiş, engeller karşısında kolayca vazgeçen, geçmişte yaşadığı başarısızlıklardan dolayı deneme cesaretini kaybetmiş, yaşam yorgunları için için bir tür "psikoloji enerji içeceği!
Kitap sadece bireysel motivasyon yaratmakla kalmayıp, Türkiye’de pozitif başarı kültürünü savunanların, arabesk başarı kültürüne karşı çıkanların da sesi oldu.
Çevresindeki insanları olumlu yönde değiştirmek isteyenlerin anlatmak istediklerini en iyi şekilde özetlemesi nedeniyle, çok sayıda insan kendi okumasıyla kalmadı, bir çok tanıdığına hediye etti.
Beğendiğim bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum 2 dakikanızı ayırın ve okuyun lütfen .
- Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir. Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
- Yen bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
- Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren! Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
- Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var. Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
- Her şey seninle başlar! Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!
KİMDİ BU ADAM? 7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı... 10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. 17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı. 24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı. 25 yaşında sürgüne gönderildi... 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulduğu derneğin çalışmalarıyla kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. 30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti. 30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı. 37 yaşında böbrek hastalığından Viyana'da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı. 37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı. 38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı. 38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı. 38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı. 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı. Sonra ne mi oldu? 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu! Bu öykü efsanevi lider Mustafa Kemal Atatürk'e aittir. Mümin Sekman, bu öyküyü, insanoğlunun azmine örnek olarak yazmış. Diyor ki: - Başarınızın önündeki engel ne? Paranız mı yok? Atatürk'ün de yoktu! Sağlığınız mı bozuk? Atatürk'ün de bozuktu! Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? Atatürk'ün de vardı! Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu? Atatürk'ün de başına geldi! Aileniz çok zengin değil miydi? Atatürk'ünki de değildi! Amirleriniz hakkınızı mı yiyor? Atatürk'ünkini de yemişlerdi! vs..vs...vs.. Özeti: Çaresizlikten yakınmayın.. Çare sizsiniz..
March 07
En Güzel Ve Değerli Anılarınız Bizimle Ebedi Olur...
February 23
KENDİ SPACE'NİZE CHAT EKLEMEK İÇİN
blog > ekle > html > cıkan yazıları sil > aşağıdaki kodları kopyala > girdiyi yayınla
---------------------------------------------------- KODLAR -------------------------------------------------------- <embed bgcolor="#000000" src=http://www.xatech.com/web_gear/chat/chat.swf quality=high width=640 height=480 name=chat FlashVars="id=10989166" align="middle" allowScriptAccess="sameDomain" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.xatech.com/update_flash.shtml" /><br><small><a target="_BLANK" href="Get">http://www.xatech.com/web_gear/?cb">Get your own Chat Box!</a> <a target="_BLANK" href="Go">http://www.xatech.com/web_gear/chat/go_large.php?id=10989166">Go Large!</a></small><br>
Pire Deneyi
Öğrenilmiş acizlik üzerine birçok deney yapılmıştır. Balıklar, Maymunlar ve hatta Pireler üzerine. Bunlardan biri şöyledir; bilim adamları pireleri 20 cm yüksekliğinde cam bir kabın içine yerleştirirler ve üstüne bir cam tabaka koyarlar. Sonra cam kabı alttan ısıtmaya başlarlar. Isınan pirelerin canı yandığı için sıçramaya başlarlar, normalde 40-50 cm sıçrayabilen pireler her defasında 20 cm yüksekteki cam tabakaya çarpıp geri düşerler. Kabın tabanı sıcak olduğu için düştükçe yanan pireler yeniden sıçrarlar.. ve kabın üstündeki cama çarpıp düşerler. Makul bir süre sonra, pireler 20 cm yüksekteki tavana çarpmamak için, atıyorum, 19 cm sıçramak gibi bir çözüm geliştirirler. Artık tavana çarpmadan sıçrayabiliyorlar. Kap ısıtıldıkça pirelerin sıçradıkları ancak hiç birinin tavana çarpmadıkları görüldükten sonra, bilim adamları üstteki cam tabakayı kaldırırlar ve tekrar alttan ısıtmaya başlarlar. Ne var ki pireler deneyden önce 40-50 cm sıçrayabilirken, şimdi sadece 19 cm. sıçrıyorlar ve üstü açık olduğu halde hiç biri cehennem sıcaklığındaki kaptan kurtulamıyorlar. Çünki o engel artık hayatlarında ortadan kalkmıştır fakat Beyinlerinden Kalkmamıştır . Nasılsa şimdiye kadar hep çarptık yine çarparız diyerek denemekden vazgeçmişlerdir. Bazen birşeylere girişir hayal eder çabalarız fakat bi takım engeller bunu başarmamıza olanak kılmaz bir süre sonra önümüzdeki bu engel kalkmıştır fakat biz cesaretimizi kaybetmişizdir amacımıza ulaşmak artık mümkün fakat bi öğrendiğimiz çaresizlik duygusundan kurtulamadığımız için bunun farkına varmayız.
Beş Maymun Deneyi
Kafese beş maymunu koyarlar.. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar.. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır... Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar..Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır... Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir.. Ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir.. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır.. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur..Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.. Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir. İşte bu hikâye bir öğrenilmiş çaresizlik hikâyesidir ve Iste bu nokta sirket politikalarinin basladigi yerdir.
Bizim Ülkemizdede İşler Böyle Gitmiyormu Bunu Bizden Başka Kim Düzeltebilir. Bizler çoğu zaman başkaları tarafından engellenerek istediğimiz hedeflere ulaşamayız.Başkalarını engelleriz ama niçin engellediğimizi bizde bilmeyiz; çünkü bize de niçin engellediğimiz öğretilmemiştir. Böyle sürüp gider.
İŞTE BU KİTAPTA TÜM BUNLARI NASIL AYIRD EDİP NASIL ÖĞRENİŞMİŞ ÇARESİZLİK DUYGUSUNDAN KURTULACAĞINIZIN İP UCLARI FORMÜLLERİNİ BULACAKSINIZ.
Başarısız olmak öğrenilmiştir. Bizler de köpekbalığı gibi bazı şeyleri deniyoruz, kaybediyoruz, tekrar deniyor, tekrar başarısız oluyoruz. Yaptıkla-rımızın karşılığını alamayınca hayal kırıklığı yaşıyoruz. Başarısızlıktan korkup, bir daha hayal kırıklığı yaşamamak için başarıyı denemekten vazgeçiyoruz. Sonunda başarısızlığı bir yaşam tarzı olarak benimseyip, kendimizi 'kaybeden' olarak görüyoruz.
Başarısızlık eğitimi, 'acılı derslere' dayanan, kafalar bir yerlere vurula vurula öğrenilmiş, duygusal yoğunluğu yüksek bir programdır. Paslı çiviler gibi, yerlerinden söküp atmak zordur. Beyinden silip atmak için çok güçlü bir başarı eğitimi gerekir.
Başarısız olmayı öğrenenler, öğrenmekle kalmaz, başarısızlık üreten zihniyetlerini çevredekilerin beynine de yükleyerek, onları da başarısızlığa sürüklerler.
Bilim adamları deneyin ikinci aşamasında, köpekbalığının oğlunu da akvaryuma koysaydı, 'güngörmüş' baba köpekbalığı oğluna ne derdi? "Evladım sen buralarda yenisin. Sakın şu balığı yemeye kalkma! Yüzüne bir şey çarpar, mahvolursun!"
Baba köpekbalığı kendi önyargısını 'hayat dersi' diye oğluna da öğretmeye çalışırdı. Çocuk balık da 'biz babadan böyle gördük' anlayışıyla yaşayan biriyse, hayatı boyunca babasının ötesine gidemezdi.
Hayatta bazı şeyleri bilmemek bazen çok büyük avantajdır! Özellikle başarısız insanlardan alınmış başarı derslerini...
Başarılı insanlara ulaşıp onlardan basarı bilgisi almak pek kolay olmadığından, kaybedenlerden öğrendiklerimizle kazanmaya çalışıyoruz. Kılavuzumuz kaybeden olunca, kazanmak da kolay olmuyor tabii!
Bu örnek başarısızlık beklentisinin gücünü de gösteriyor. Köpekbalığı bir sonraki denemede başarısız olacağına inandığı için denemedi. Kendince 'akıllılık' etti! Sonuç alamayacağı bir şey için zaman, enerji ve çaba harcamadı. Kendi gözünde daha fazla aptal durumuna düşmek istemedi! Kendini daha fazla hayal kırıklığına uğratmak istemedi.
Fakat unuttuğu bir şey vardı: Denediğiniz zaman kazanabilir ya da kaybedebilirsiniz, ama denemediğinizde kesinlikle kaybetmişsinizdir. Buna piyango kuralı diyebiliriz. Piyango bileti aldığınızda büyük ikramiye size çıkabilir ya da çıkmayabilir ama bilet almadığınızda kesinlikle size çıkmaz!
Çoğumuz köpekbalığı gibi deneyince kaybetme ihtimalinden dolayı bir daha denemiyoruz ama denememenin de bir maliyetinin olduğunu unutuyoruz. Uzun vadede hiçbir şey yapmamanın kaybettirdikleri, bir şeyler yaparak kaybetmekten çoğu kez daha fazladır. Özellikle de kaybedecek fazla şeyi olmayanlar için!
Kaybeden doğulmaz, kaybeden olunur. İnsanlar kaybetmeyi köpekbalığının yaşadığı gibi kafalarını engellere vura vura öğrenirler.
Kontrol inancı kaybolunca, kadercilik anlayışı başlar. Kişi çevresindeki şartları kontrol edemediğini görünce, kendini bırakır. Böylece şartların onu daha kolay kontrol edebileceği hale gelir! Köpekbalığı, diğer balığı yiyemeyeceğini görünce, depresyona girmiş, kendini bırakmıştır. Böylece o balığı hiç yiyemeyecek hale gelmiştir.
Ödül yoksa emek yoktur. İnsanlar ihtiyaç duyduklarını almaksızın uzun süre gayretli bir şekilde çalışmazlar. Çabasının karşılığını alamayan balık, ödülsüz çabayı sürdürmemiştir.
Milyonlarca insan başarılı olmak istediğini söyler ama başarılı olmak için ciddi bir caba harcamaz. Bu insanların sürekli başarısızlığın sonuçlarından şikâyet ettikleri halde başarılı olmak için samimi bir çaba içerisinde olmamasının nedenlerini artık anladığınızı sanıyorum.
Köpekbalığı nasıl düşünebilirdi? Daha doğrusu siz o köpekbalığının durumuna düşmemek için her sabah kendinize ne sormalısınız? Defalarca denediğiniz halde her defasında başarısız olduğunuz bir konuda, her sabah kendinize üç sorti sorabilirsiniz.
1) Bende değişen bir şey var mı?
2) Çevremdeki şartlarda değişen bir şey var mı?
3) Hedeflediğim şeyde bir değişiklik var mı?
Sizin içinizde, çevrenizde veya hedeflediğiniz kişi veya işte bir değişiklik varsa, hemen bir daha şansınızı deneyebilirsiniz. Hiçbir değişiklik yoksa ne yapmalı? Bir, kendinizi değiştirmek, önünüzdeki engelin üzerinden aşacak şekilde kendinizi geliştirmek elinizde. İki, yolunuz tıkalı olabilir ama yönünüz tıkalı olamaz. Aynı amaca giden yeni bir yol arayın, bulamadıysanız yeni bir yol açın.
(*) Mümin Sekman. Her şey Seninle Başlar. Alfa Yayınevi Sosyal Fobi ve Öğrenilmiş Çaresizlik
Sosyal fobiyi körükleyen bir duygu öğrenilmiş çaresizlik duygusudur. Daha önce yaşadığı kötü tecrübeleri zihnine yazan kişi benzer durumlarda da aynı şeyi yaşayacağına inanarak tedirgin olur ve sorunun üstesinden gelmek için hiç çaba göstermez. Bu durum tekrar tekrar başarısız olma sonucu vazgeçme duygusu ve eylemidir. Bilimsel bir araştırmada bu konuyla ilgili çok güzel bir örnek vardır:
Köpekbalığı Deneyi
(ÇARESİZLİĞİ NASIL ÖĞRENİRİZ?) ve Köpek Balığı Çaresizliği Nasıl Öğrendi
Bir köpekbalığı aç halde bir akvaryuma konulur. Balık akvaryumun her yerinde yüzebilmektedir. Avlayacağı bir şeyler aramaktadır.
Sonra akvaryuma küçük bir balık konur. Köpekbalığı küçük balığı yemek için hemen harekete geçer. Çünkü açtır (motivasyon), küçük balığı yiyebileceğine inanmaktadır (özgüven) ve küçük balığı yemenin kendi ellerinde (kontrol) olduğunu düşünmektedir.
Küçük balığı yemek için ilk saldırısında kafasını ne olduğunu algılayamadığı sert bir şeye çarparak şok geçirir. Çünkü bilim adamları küçük balık ile köpekbalığının arasına cam bir bölme yerleştirerek onları ayırmışlardır! Köpekbalığı balık aklıyla düşündüğünden camı görememekte ama kafasını çarptığında camı algılamaktadır.
Sonra bir daha dener, yöne kafasını cama çarpar. Bir daha dener, tekrar aynı şeyi yaşar. Tanımlayamadığı bir şey hedefine ulaşmasına engel olmaktadır.
Yaklaşık 48 saat sonra köpekbalığı küçük balığı yemek için uğraşmayı bırakır. Evrensel, Büyük balık küçük balığı yer kuralı işlememektedir. Büyük balık depresyona girmiş gibidir. Çaba harcamayı bırakmıştır. Çünkü ne yaparsa yapsın o küçük balığı yiyemeyeceğine inanmıştır.
Deneyin ikinci aşamasına geçildiğinde araştırmacılar aradaki cam bölmeyi kaldırır. Artık köpekbalığı isterse küçük balığı yemek için hiçbir şey yapmaz!
Küçük balığı kovalayıp büyük balığın alanına geçirirler ama yine de yemek için hiçbir hamle yapmaz.
Sonuç çok dramatiktir, büyük balık açlıktan ölmek üzere olmasına rağmen yine de küçük balığı yememiştir.
Köpekbalığı küçük balığı neden yemedi? Aç ama gururlu olduğu için mi?
Bilim adamları köpekbalığının içine düştüğü ruh durumuna öğrenilmiş çaresizlik demektedir.
Öğrenilmiş çaresizlik, bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapmaması halidir.
Bu hale öğrenilmiş başarısızlık de diyebiliriz. Köpekbalığı geçmişteki denemelerinde başarısız olacağını öğrenmiştir. Bu durum bize milyarlarca insanın neden başarısızlık halinde yaşadığı halde başarılı olmak için hiçbir şey yapmadığını açıklıyor.
Öğrenilmiş çaresizlik bir daha deneme cesaretini kaybetmektir. Sürekli başarısızlık korkusuyla hareket etmektir. Kendine olan güvenini, başarabilirim inancını kaybetmektir. Öğrenilmiş çaresizlik zihne takılı bir psikolojik kelepçedir.
__________________________________________________________
Bilim adamları deneyin ikinci aşamasında, köpekbalığının oğlunu da akvaryuma koysaydı, 'güngörmüş' baba köpekbalığı oğluna ne derdi? "Evladım sen buralarda yenisin. Sakın şu balığı yemeye kalkma! Yüzüne bir şey çarpar, mahvolursun!"
Baba köpekbalığı kendi önyargısını 'hayat dersi' diye oğluna da öğretmeye çalışırdı. Çocuk balık da 'biz babadan böyle gördük' anlayışıyla yaşayan biriyse, hayatı boyunca babasının ötesine gidemezdi.
Hayatta bazı şeyleri bilmemek bazen çok büyük avantajdır! Özellikle başarısız insanlardan alınmış başarı derslerini...
Kişisel Kurtuluş Savaşınızı Başlatın!
Mümin Sekman dan . Bu Kitabı Şiddetle Tavsiye Ediyorum.
Her Şey Seninle Başlar, bir sosyal başarı kitabıdır. Kitabın içinde yerel ve evrensel örneklerle, başarısızlığın nasıl öğrenildiği ve başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceği anlatılıyor. Kitabın temelindeki soru şu: Neden başarısızız, nasıl daha başarılı olabiliriz?
Her Şey Seninle Başlar, Türkiyede kendini geliştirme bilincini yaygınlaştırmayı ve kişisel gelişimin saygınlığını artırmayı amaçlıyordu. Bunda başarılı da oldu.
PSİKOLOJİK RED BULL GİBİ KİTAP!
Her Şey Seninle Başlar, “yılgın Türkleri çılgın Türklere çeviren kitap” diye tanımlanıyor. Siyasi anlamda değil, psikolojik anlamda!
Başarı motivasyonunu kaybetmiş, engeller karşısında kolayca vazgeçen, geçmişte yaşadığı başarısızlıklardan dolayı deneme cesaretini kaybetmiş, yaşam yorgunları için için bir tür "psikoloji enerji içeceği!
Kitap sadece bireysel motivasyon yaratmakla kalmayıp, Türkiye’de pozitif başarı kültürünü savunanların, arabesk başarı kültürüne karşı çıkanların da sesi oldu.
Çevresindeki insanları olumlu yönde değiştirmek isteyenlerin anlatmak istediklerini en iyi şekilde özetlemesi nedeniyle, çok sayıda insan kendi okumasıyla kalmadı, bir çok tanıdığına hediye etti.
Beğendiğim bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum 2 dakikanızı ayırın ve okuyun lütfen .
- Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir. Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
- Yen bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
- Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren! Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
- Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var. Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
- Her şey seninle başlar! Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!
KİMDİ BU ADAM? 7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı... 10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. 17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı. 24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı. 25 yaşında sürgüne gönderildi... 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulduğu derneğin çalışmalarıyla kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. 30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti. 30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı. 37 yaşında böbrek hastalığından Viyana'da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı. 37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı. 38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı. 38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı. 38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı. 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı. Sonra ne mi oldu? 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu! Bu öykü efsanevi lider Mustafa Kemal Atatürk'e aittir. Mümin Sekman, bu öyküyü, insanoğlunun azmine örnek olarak yazmış. Diyor ki: - Başarınızın önündeki engel ne? Paranız mı yok? Atatürk'ün de yoktu! Sağlığınız mı bozuk? Atatürk'ün de bozuktu! Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? Atatürk'ün de vardı! Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu? Atatürk'ün de başına geldi! Aileniz çok zengin değil miydi? Atatürk'ünki de değildi! Amirleriniz hakkınızı mı yiyor? Atatürk'ünkini de yemişlerdi! vs..vs...vs.. Özeti: Çaresizlikten yakınmayın.. Çare sizsiniz..
July 02
|
|
|
|
|
|
Küçüğüm
Aynı sokakta oturuyorduk...Her gün bir kızla geliyordu.
Adı esrarengizdi...Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi.
Fakat kimse gerçeği bilmezdi...
Kirli sakalları vardı...Yeşil gözlü esmerdi.
Mahallenin kızları hayrandı ona..Bense nefret ederdim.
Hiç kimseyle konuşmaz...Sadece gelir geçerdi.
Bir gün onunla yolda karşılaştık...Çok güzel bır yüzü vardı. Bana gülümsedi..Şaşırdım.
Ama yine de onu sevmiyordum...Fakat o çok farklıydı.
Gece boyunca lambası yanardı...Uyumak yerine onun evini seyrederdim.
Onu sevmediğim halde her şeyiyle ilgileniyordum...
Yavaş yavaş onu gözlemeye başladım...
O an anladım ki...Ona karşı hissettiğim şey sevgiymiş.
Artık o eve gelmeden uyuyamıyordum...Yanına gelen kızları
kıskanırdım. Herkes onun kötü olduğunu söyleyince...
Hep onu savunurdum. Onunla karşılaşmak için kapıda dururdum...
Onu yine yolda gördüm...Bana göz kırptı.
Yanımdan geçerken onu çağırdım...'-Acelem var KÜÇÜĞÜM' dedi..
Bana aramızdaki yaş farkını hatırlatmıştı...Eve gidip ağladım.
Karar verdim ona aşkımı ilan edecektim...Yolunu gözledim.
Bir gün onu gelirken gördüm...Peşine düştüm o eve girdi....
Biraz bekleyip kapıyı çaldım.
Açtı '-Ne var KÜCÜĞÜM' dedi... '-SENİ SEVİYORUM' dedim..Gülümsedi.
'-EVET' dedi.. '-Ne evet' dedim...Konuşmadı...Koşarak dışarı çıktım.
Bir ay boyunca evden çıkmadım...
Bir gün kızlarla konuşurken...Ambulans geldi onun evine girdi.
Sedye ile onu dışarı çıkardılar...
Önümüzden geçerken... 'Bende seni KÜÇÜĞÜM' dedi...
Kıpkırmızı oldum herkes bana bakıyordu.
Ağlayarak koşmaya başladım...Akşama kadar sokakta gezdim.
Gözyaşlarım durmadan akıyordu...Sonra eve geldim.
Annemler ondan bahsediyorlardı...
Sevdiği bir kız varmış..Ailesi evlenmesine izin vermeyince
kız evden kaçmış.
Sokak serserileri onu öldürmüş..
Eve getirdiği kızlar evi olmayan kızlarmış...
Kimi sevdiyse ölmüş..Çok sevip acı çekmiş..İntihar edip hastaneyi
aramış. Polisler evin duvarında KÜÇÜĞÜM yazısını bulmuş..
'KÜÇÜĞÜM sende ölme' yazıyormuş...
'Bende seni sevdim' 'Sevdiklerim gibi sende ölme diye ben öldüm'
'KÜÇÜĞÜM'!!!
|
|
|
|
| | June 26 Aşşağıdaki Linke Tıklayarak Sizde Bu Süper Teklife Katılın Arkadaşlarınızı davet edin Davet ettiginiz arkadaşlarınızdanda Kazanın
http://www.superteklif.com/redirect.aspx?rid=0n60UpQwojM_____eql____ December 23 MSN ALANINIZDA HTML KODLARINI KULLANILABİLİR DURUMA GETİRMEK İSTER MİSİNİZ?
MSN Alanınıza (MSN Spaces), aşağıda sıralacağım adımları takip ederek her türlü HTML kodunu girebilirsiniz
a) Öncelikle alanınıza girdikten sonra sayfanızı düzenleyebildiğiniz ana sayfanın adresinin (linkinin) yanına &powertoy=sandbox kodunu yazın ve ardından Enter tuşuna basın. b) Sayfa yenilendikten sonra sayfanın sağ tarafında bulunan, önceden de aşina olduğunuz Customize tuşuna tıklayın. c) Bu aşamadan sonra sayfanın sol tarafında bulunan Modules butonuna tıklayın ve açılacak olan pencereden Power Toy: Custom HTML yazısının yanında bulunan Add yazısına tıklayın. d) Bu aşamadan sonra sayfanın sağ tarafında bulunan Save butonuna tıklarsanız aşağıda görmüş olduğunuz, her türlü HTML kodunu girebileceğiniz pencere ana düzenleme sayfanızda belirecektir. October 30
| |
.
Okumaya Değer
Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş,biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu.
Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar gecen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı.
Bunu yaparken de bağırıyordu: Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor?O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o tasın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir suru para ödemek zorunda kalacağım.
Neden yaptın bunu???' Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi: "Lütfen, amca, lütfen kızmayın.Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim.Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı"
çocuk gözlerinden süzülen yasları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti:"Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum." Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu:
"Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilirmisiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır."
Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı.Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam,abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı.Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi.arabanın yan kapısında tasın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi.Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı: "Hiçbir zaman yasamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin tas atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa,bize tas fırlatmak zorunda kalır.Fısıltıyı dinle. veya taşı bekle. Secim senin"
Bir insani fark etmek için 1 dakika,
Onun hakkında fikir üretebilmek için 1 saat,
Ondan hoşlanabilmek için 1 gün
Onu sevebilmek için 1 hafta
Ama Unutabilmek için bir omur yetmezmiş.....
|
October 27
Sayfanıza saat eklemek istiyorsanız
http://www.clocklink.com/ENG/gallery.htm
adresine gidip ordaki saatlerden birini seçiyorsunuz.
Seçtiğiniz saatin altındaki view html tag isimli butona bastığınızda yeni bir pencere açılıyor.

Bu pencerede saatinizin ne renk olmasını istiyorsanız onu işaretliyorsunuz. Sonra timezone'da eastern european time (gmt + 02:00)'ı işaretleyip saatinizin hangi büyüklükte görünmesini istiyorsanız size bolumunden seçiminizi yapıp kodu kopyalıyor ve sayfanızda Custom HTML kodlayıcınıza yapıştırıyorsunuz. İşte bu kadar.
Kolay Gelsin :) October 19
| |
.
Bu Nasıl Ayrılık ?
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni?
Bu Nasıl Ayrılık? ... | October 11
Quote
HTML butonu
Çok kısa bir şekilde anlatacak olursak HTML butonu , bloglarımızın içine kodlar yardımıyla yeni özellikler eklememize yardımcı olur. müzik, resim, tablo, arkafon, scroollbar gibi..
HTML butonuyla çalışmak sakın gözünüzü korkutmasın. space imizi açtıktan sonra yeni bir blog girişi yapın.
işte bahsi geçen HTML butonu budur arkadaşlar. bir kere bastığınızda HTML moduna geçer. tekrar basarak eski haline getirebilirsiniz korkmayın.
yazan:semartizm
HTML ye tıklıyoruz Kodumuzu pastelıyoruz sonra tekrar HTML ye tıklıyoruz Eklediğimiz özellik karsımıza gelıyor devamına yıne bı kod ekleyerek ayrı bir sey eklemek ıstıyorsan Resim , Tablo vs gibi Tekrar HTML tusuna basıyoruz oncekı kodlarımız gorunur hale gelır kafanız karısmasın tek yapmanız gereken o kodların en sonuna gelıp Yeni kodunuzu yapıstırmanız ve HTML tusuna son kez tıklamanız işlem tamamdır..
Blog içine yazılar yazıp başkarının da okumasına izin verdiğiniz/vermediğiniz bu sayfalardır.
Permalink/URL nedir?
Yazdığınız bloglar bir süre sonra fazlalaşacak ve siz onları bir düzen içinde listelemek isteyeceksiniz. Ve sayfanızı ziyaret edenler bu listeden okumak istedikleri blog ne ise onun üstüne tıkladıklarında o blog açılacak. İşte Permalink bu köprü vazifesini görüyor.
Evet başladık ve birşeyler yazdık diyelim. Ve publish entry e basarak yayınladık. Peki permalink nerede?
'Preview My Space' moduna geçin hemen. Yazdığınız blog un hemen altında
Permalink I Comments I Trackback I Blog it ….
Permalink yazısına tıklarsanız. O blog a ait link karşınızda.
Sağ klik ve kopyala yaparak istediğiniz yere kopyalaya bilirsiniz.. İNTERNETTE MP3 UZANTILI ŞARKI BULMANIN YOLLARI
www.uploadhut.com - uye olmanıza gerek kalmadan acılan sayfadki Butona tıklayarak PC nizdeki kayıtlı herhangi bi mp3 dosyasını seçin ve upload dümesine tıklayın kısa sure icinde parcanız siteye yuklenır ve size URL kodunu sayfada verir
www.filelodge.com uyelik işlemini tamamlıyarak aynı işlemleri burdanda yapa bılırsınız
4) MSN ALANINIZDA MÜZİK DİNLETTİRMEK YADA VİDEO SEYRETTİRMEK İSTER MİSİNİZ?
MSN Alanınıza (MSN Spaces), aşağıda sıralanan adımları takip ederek küçük boyutlu bir windows Media Player koyarak istediğiniz videoları görüntüleyebilir veya şarkıları dinletebilirsiniz.
a) Öncelikle alanınıza girdikten sonra sayfanızı düzenleyebildiğiniz ana sayfanın adresinin (linkinin) yanına &powertoy=musicvideo kodunu yazın ve ardından Enter tuşuna basın. b) Sayfa yenilendikten sonra sayfanın sağ tarafında bulunan,"Customize" tuşuna tıklayın. c) Bu aşamadan sonra sayfanın sol tarafında bulunan "Modüles" butonuna tıklayın ve açılacak olan pencereden "Other" ordan da "Power Toy: Windows Media Player" Butonuna yazısına tıklayın. d) Bu aşamadan sonra sayfanın sağ tarafında bulunan "Save" butonuna tıklarsanız oluşturmuş olduğunuz Windows Media Player�ın ayar penceresiyle karşılaşacaksınız. e) Bu aşamada ise URL yazan kısma aşağıda belirtilmiş uzantılardan birine sahip görüntülemek istediğiniz video veya dinletmek istediğiniz parçanın linkini yazın ve ardından "Save" tuşuna basın.
***Önemli Not:Windows Media Player�ın desteklediği uzantılar şu şekilde; wav, avi, wma, wmv, mpg, mpeg, mp3 bu uzantılardan başka uzantı desteklemez.
not:daha fazla bilgi için http://spaces.msn.com/members/ygt alanına bakabilirsiniz
Hazır URL adresleri icin ana sayfadaki Msn Space Menusunden İlgili Başlığa Tıklayın,
Quote
•Blog içi Video Ekleme•

Blog içine Video Nasıl Eklenir?
Yeni bir blog girişi yapın.
<HTML> düğmesine basın
Not: <HTML> düğmesine bastığınızda, <DIV> </DIV> görürsünüz.
Aşağıda gördüğünüz kodu kopyalayarak, videonuzun görünmesini istediğiniz blog içine yerleştirin.
<div><img start=mouseover dynsrc="http://video_dosyanızın_bulunduğu_adres_burada/video_adı.wmv" height=240 width=320 border=2></div>
publish entry ye basıp yayınlayın.
Video mouse un işaretçisi üstüne geldiğinde oynamaya başlayacaktır.
Not: bu fonksiyon herzaman düzgün çalışmayabilir.
Eğer düzgün çalışmazsa bu internet hızı ve hosting firmasına bağlı bir sorundur.
Videonuzun görüntüsünü bozmayacak şekilde en(width) ve boy(height) değerlerini değiştirmeyi deneyebilirsiniz.
konuyla ilgili :
Müzik/ video dosyaları internette nerede depolanır
yazan:
εїз ѕємαятιzм εїз
Quote
• cute tables •
Herkese Merhaba; Bazı tablolar yapıyorum bunları kendi spacelerinizde kullanmakta özgürsünüz. Tek yapmanız gereken tabloların içinde yazılı olan kodları kopyalayarak, kendi bloglarınızın içinde html moduna geçerek yapıştırmanız. Hala HTML moduna nasıl geçilir bilmiyorsanız lütfen ana sayfadaki konu ile ilgili baslığa bakınız
|
.
iNANILMAZ DERECEDE ŞİRİN DEĞİL Mİ???
***************************
<P align=center> <TABLE style="BORDER-LEFT-COLOR: #ff99cc; BORDER-BOTTOM-COLOR: #ff99cc; BORDER-TOP-STYLE: double; BORDER-TOP-COLOR: #ff99cc; BORDER-RIGHT-STYLE: double; BORDER-LEFT-STYLE: double; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-COLOR: #ff99cc; BORDER-BOTTOM-STYLE: double" height=578 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=499 border=6> <TBODY> <TR> <TD width=500 background=http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/animanga4.jpg height=375> </TD></TR> <TR> <TD width=500 bgColor=#ffeaff height=204><FONT face="Trebuchet MS, Arial, Helvetica"><A style="TEXT-DECORATION: none" href="http://spaces.msn.com/members/semartizm68"> <FONT color=#ffffff>.</FONT></A></FONT> <DIV style="SCROLLBAR-FACE-COLOR: #ff99cc; LEFT: 306px; FLOAT: right; OVERFLOW-X: hidden; OVERFLOW: scroll; WIDTH: 497px; SCROLLBAR-3DLIGHT-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-ARROW-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-BASE-COLOR: #f3e1ed; HEIGHT: 202px">YAZILARINIZ BURADA!</DIV></TD></TR></TBODY></TABLE></P>
|

|
|
|
Your text is here...
*****
<TABLE style="BORDER-RIGHT: #ff0000 5px dotted; BORDER-TOP: #ff0000 5px dotted; BORDER-LEFT: #ff0000 5px dotted; BORDER-BOTTOM: #ff0000 5px dotted; BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 height=369 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=550 background=http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/tag/kugu.gif border=0> <TBODY> <TR> <TD width=9 height=143> </TD> <TD width=366 colSpan=2 height=143> <P align=center>
</P></TD></TR> <TR> <TD width=9 height=168> </TD> <TD vAlign=top align=middle width=224 height=168> <DIV style="SCROLLBAR-FACE-COLOR: #ff484c; LEFT: 306px; FLOAT: right; OVERFLOW-X: hidden; OVERFLOW: scroll; WIDTH: 220px; SCROLLBAR-3DLIGHT-COLOR: #e65665; SCROLLBAR-ARROW-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-BASE-COLOR: #230e13; HEIGHT: 180px"> <P dir=ltr><B><FONT style="FILTER: glow(color=#FF484C); WIDTH: 100%; FONT-FAMILY: ????" face="Trebuchet MS" color=#ffffff size=1>Your text is here...<BR> </FONT>
</P></DIV>
</B></TD> <TD width=142 height=168><A href="http://spaces.msn.com/members/semartizm68/"></A></TD></TR> <TR> <TD width=9 height=10> </TD> <TD width=224 height=10> </TD> <TD width=142 height=10>
</TD></TR></TBODY>
</TABLE> |
|
|
|
|

|
|
|
|
Your Text İs Here =D..lol
please like it
**********
<DIV> <P align=center> <TABLE height=100 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=510 background=http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/tag/birdyuva.jpg border=0> <TBODY> <TR> <TD width=300 height=10> <TD width=194 height=10> <TD width=2 height=10> </TD></TR> <TR> <TD width=23 height=157> <TD vAlign=top width=194 height=157> <P> </P> <P> </P> <P> </P> <DIV style="SCROLLBAR-FACE-COLOR: #99ccff; LEFT: 306px; FLOAT: right; OVERFLOW-X: hidden; OVERFLOW: scroll; WIDTH: 299px; SCROLLBAR-3DLIGHT-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-ARROW-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-BASE-COLOR: #99ccff; HEIGHT: 165px"> <P align=center> <FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif" color=#00ccff size=3> <STRONG>Your Text İs Here =D..lol</STRONG></FONT></P> <P align=center><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif" color=#00ccff size=3><STRONG>please like it</STRONG> </FONT></P> <P align=center><FONT color=#ffffff size=4>ENJOY</FONT></P> <P align=center><FONT color=#a5a578 size=4><A href="http://spaces.msn.com/semartizm68" target=_blank> <FONT face="Trebuchet MS" color=#000000 size=2> </FONT></A></FONT></P></DIV> <TD width=25 height=153></TD></TR> <TR> <TD width=23 height=66></TD> <TD width=194 height=66> <P> </P> <P> </P> <P> </P> <P> </P></TD> <TD width=25 height=66> </TD></TR></TBODY></TABLE> </P></DIV>
ENJOY
|
|
|
|
|

|
.
YAZILARINIZ BURADA!
your text is here :D
************
<P align=center> <TABLE style="BORDER-LEFT-COLOR: #33cc66; BORDER-BOTTOM-COLOR: #33cc66; BORDER-TOP-STYLE: dotted; BORDER-TOP-COLOR: #33cc66; BORDER-RIGHT-STYLE: dotted; BORDER-LEFT-STYLE: dotted; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-COLOR: #33cc66; BORDER-BOTTOM-STYLE: dotted" height=500 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=499 border=6> <TBODY> <TR> <TD width=484 background=http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/tag/cutie.jpg height=289> </TD></TR> <TR> <TD width=484 bgColor=#ccff99 height=204><FONT face="Trebuchet MS, Arial, Helvetica"><A style="TEXT-DECORATION: none" href="http://spaces.msn.com/semartizm68">
<FONT color=#ffffff>.</FONT></A></FONT> <DIV style="SCROLLBAR-FACE-COLOR: #33cc66; LEFT: 306px; FLOAT: right; OVERFLOW-X: hidden; OVERFLOW: scroll; WIDTH: 497px; SCROLLBAR-3DLIGHT-COLOR: #ffffff; SCROLLBAR-ARROW-COLOR: #b41e78; SCROLLBAR-BASE-COLOR: #ffffff; HEIGHT: 202px"> <P align=center><FONT color=#008000><STRONG>YAZILARINIZ BURADA!</STRONG></FONT></P> <P align=center><FONT color=#008000><STRONG>your text is here :D</STRONG></FONT></P></DIV> </TD></TR></TBODY> </TABLE></P> |

|
YOUR TEXT IS HERE
*****
<DIV align=center>
<DIV style="BORDER-TOP: red 1px solid;
SCROLLBAR-FACE-COLOR: pink; FONT-SIZE: 8pt;
SCROLLBAR-HIGHLIGHT-COLOR: white; OVERFLOW: auto;
BORDER-LEFT: red 1px solid; WIDTH: 350px;
SCROLLBAR-SHADOW-COLOR: red; COLOR: pink;
BORDER-BOTTOM: red 1px solid; FONT-FAMILY: ariel;
SCROLLBAR-DARKSHADOW-COLOR: white;
HEIGHT: 380px; BACKGROUND-COLOR: white"> <TABLE borderColor=#000000 height="100%"
cellSpacing=0 cellPadding=0 width=323 background=
http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/back/kprens.gif> <TBODY><TR><TD> <P align=center>
<FONT color=#0000ff> <IMG height=46 src="http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/mini/mini52.gif" width=65> </P><P align=center>
<FONT color=#fd39db size=4><STRONG>
YOUR TEXT IS HERE </STRONG></FONT></P> <P align=center><IMG height=46 src="http://i8.photobucket.com/albums/a10/semartizm/mini/mini52.gif" width=65></P></FONT></TD>
</TR></TBODY></TABLE></DIV></DIV>

|
|
|
|
|